Photobucket Nisan Yağmuru - Blogcu


Nisan Yağmuru

1/4/2008 - “anne de olabilir insan hayatta âşık da” Nur Saka İle Söyleşi

Bigoo.ws images for your blog

 

 

Sevgili Nur Saka, 1998’de Cep Kitapları’ndan “yıl 1900 sevgili” adlı ilk kitabınız ve dokuz yıl sonra “ hayatımın üç erkeği Haluk, Altuğ ve Emre Eken’e” diyerek adadığınız “anne de olabilir insan hayatta âşık da” adlı on yedi şiirden oluşan, ikinci kitabınız okurla buluştu. Yeni kitabınızla ilgili söyleşimize geçmeden önce, Nur Saka’nın şiir tarihinden bahseder misiniz?


Sevgili Nisan, haklısın, ilk kitabımla yeni çıkan kitabımın arasında uzun bir mesafe var gibi gözükse de, bilinir ki ben az yazan, yazdıklarının üzerinde fazla çalışan ve her yazdığını beğenmeyen şairlerdenim. “Parfüm’ün Dansı” varsa, şiirlerimin de dansı vardır ve bendeki dans nice acılar görmüş gönüllerin dansı olduğundan uzun sürer! Sözgelimi: ‘mutfakça düşünürken’ yüreğimin pencerelerini sadece şiire açarak hayatın kalbine tutunmaya çalışıyorum. Kısacası ilk şiirim 1978 yılında yayınlansa bile, Nur Saka’nın şiir tarihi dünya kadın tarihini tanıdıkça ilerlemiştir. Derdim şu ki; Tanrıya inandığım kadar şiire de inandım, yalnızca kendi aileme, kendi hayatıma, kendi şiirime ait değilim. Başka insanların hayatlarını da kendi hayatım bilecek kadar, insanlık tarihine selam göndererek, zaman, aşk, dünya gerçeği ve yurdum ve kendimle hesaplaşarak, şiirin her zaman bir anlamı olsun istedim ama hayatımda, kimilerinin erken ulaştıklarına geç, kimilerinin de geç ulaştıklarına erken ulaştığıma inanıyorum!



Kalbim mi?/ bir sebze bıçağıyla elinde / durmadan koşan deli bir kadın gibi / şimdi peşinde yalınayak!” Dizeleri, kadının inceliğiyle, yenilmeden hayat koşusunu imliyor!

Geçmişten günümüze, kadınların yaşadığı sorunlara rağmen; siz nasıl incelikli ve aynı zamanda cesur kalabildiniz?


Daha önceki çağlarda yaşamış, aşık olmuş, anne olmuş şairlerimizi de hatırlayarak ve onların kadın, anne ve devrimci mücadelelerini de anarak ve sevgili Gülten Akın şairimi de tanıdıktan sonra bir insan nasıl cesur, nasıl incelikli kalmaz ki?






anne de olabilir insan hayatta âşık da” şiirinizde, eleştirel öğüt, yol gösterme ve yüzleşmeye dâvet ediyorsunuz okuru ama bu arada kadını da eleştiriyorsunuz…


Ben kimseye öğüt verecek kadar büyümemiş, büyümeyen şairim! Şiirlerimle birileri hayatını sorgulamaya başlamışsa ne mutlu bana! İnsan önce kendisiyle yüzleşmeli ve ‘dişiliği kadar, öncelikle kişiliğini geliştirmeli ‘ diye düşünürüm hep! Ben evde yemek yaparken, gömlekleri ütülerken, bulaşık yıkarken bile, aklıma ne gelir bilir misiniz? Hep şiir gelir ve her sözcüğü yeniden yıkamak, temizlemek, ütülemek ve onu şiirin hayatına yeniden katmak isterim!

Ben sevgiden ve dünyanın barış kokmasından başka hiçbir şey istemeyenlerdenim! İyi ki bir anneyim. İyi ki aşığım. Hatta zaman zaman küstürsek de birbirimizi, iyi ki bir ailem var ve ben, bazı ‘soykırımların ‘ da ‘demokrasiler ‘ gibi evlerde başlayıp evlerde bittiğine inananlardanım!



aşk / uzun bacaklı / kadınları severmiş / kendine uzak rüzgârlar kadar yakın / -sevsin/.../seni sevdim/ seni bir dile/ yeni sözcükler eklercesine sevdim/ “

Aşkın derinlerinde, kadının içselliğini dramatize etmeden yarattığınız çağrışımlarla cesurca varlığını koruyor gibisiniz?


Anılardan gelen hüznün dokusu, dalgaların kıyılarıma çarpışı ve evlerin içinde kendine ait bir oda aramak duygusu! Hangi zamanlarda yaşadığınızı unutuyorsunuz. Evin içinde üç tane hayat ve ben sabahçı ve nöbetçi bir şair olarak, kimseden bir vazife beklemezken, mutfakta, yattığım yerde, kalbimde bile bir oda yaratabiliyorum, kendime şiir yazmak için! Bazan, şiir gecede ve geride kalabilir ama çocuklarım benim henüz yazamadığım ışıklarımdır!



küçük ikramlar // bir yanda ince ince doğranmış o soğanlar / o yeşil biberler / o domatesler kibar mı kibar / bir yanda aşktır beni dalımdan koparan/ Havva değildir diye bağrışan o elmalar/ hep bir ağızdan” Dünya sorunları ile insanî duygu ve düşünceleri ve tüm bunların yanı sıra ev-kadını dediğimiz betimlemeyle ifade edersek, kadının mutfağını yine incelikli imgelerle şiirinizde beslemişsiniz…


Ne güzel farketmişsin sevgili Nisan! Ama bir şey daha var: Çok sevdiğim Frida Kahlo der ki: “Ben asla rüyaların resmini yapmadım. Ben kendi gerçeğimi resmettim.” Umarım anlatabilmişimdir!


eylül yavrusu” şiirinizde geçmişe acıyla not düşülen bir tarihe dikkat çekerken, isyanın yanında şiirin son dizesiyle yalınlığı ve inancı vurguluyorsunuz


Ben “eylül yavrusu“ desem de, kurumayan yaralarımı tazeleme! Bazı ülkelerin bazı ülkeleri postallarla, terörle, silahla göz göre göre dövdüğü şu sömürü, şu sansar, şu uyuşturucu çağında söze ve imgeye bürünerek nasıl isyan edemez ki insan! Ayrıca, sadece ülkemizde değil, insanı ilgilendiren ve güncel olan olaylara bakışımız ne kadar insan olduğumuzu yansıtır. Ne kadar insansak o kadar şairiz! 2 temmuzda Sivas’ta yakılan insanlarımız, Almanya’da yakılan insanlarımız kadar önemli değil mi? Yakılanlara sorsak ne derlerdi?

Nerede yakılırlarsa yakılsınlar onlar bizim annemiz veya çocuklarımız olabilirlerdi. Ki öyle de oldular...



bugün / sana gelemem / dün dağlarda öldürüldüm / yazık Türkiyem der gibi öptüm!”

Edip Cansever, “Büyük büyük sorunlara el atmak, şiiri küçültebilir kanımca.” Derken: bu sizin görüşünüzü de sorguluyor adeta! Siz şiirinizde bir kadın olarak, hayatın her yanında duran, insanın var olma telaşından uzak ama derinliklerine yakın duruyorsunuz. Korkmuyor musunuz?


İnsan olmanın sorumluluğu yeter bana. Öyle zıvanadan çıkmış vahşi bir sistem ki bu, erkeğin kadını, kadının çocuğu, çocuğun da kedisini hırpalayıp, kuyruğuna teneke bağladığı şu şiddet çağında beni başka ne üzebilir ki? Tabii ki huzursuzum kadınlarımızın saçlarına korku sardıkları için, tabii ki korkuyorum, hormonlu sebzelerden, silahlardan, açlıktan, yoksulluktan, dünyayı ısıtıp ısıtıp, ozonu delip, yıldızsız kalmaktan... daha bütün bu kötülükleri sıralasam şiirlerimi büyütebilirler mi acaba bilmiyorum? Zaten korkunun şiire faydası yok!




gülüşü harem gecelerini andıran / o adamlardan ibaret / değildir ki aşklar!”

Hayata ve insana dair her şeyin kolaylıkla tüketildiği, insanların iyice yalnızlaştığı, hatta güncel olaylara dahi tepkisiz kaldığı günümüzde, iddealı bir söylem gibi şiiriniz… Kapitalist medyanın dayattığı popüler aşklarla, günümüzde böylesi sevda mümkün değil diyecek haldeyken, siz bunun aksini mi savunuyorsunuz?


Şu kimsenin olmayan gökkubbenin altında ben uzun soluklu aşklardan , bir dile yeni sözcükler eklercesine sevmelerden yanayım.


Şiirlerinizde kendini saklamayan bir kadın profili var. Düşünceleri, duygularıyla cesur ve cinselliğiyle, erotizmiyle bir kadın…


Hayattta var olan her şey ve insan olmanın tüm halleri, özgürce şiirde de var olmalıdır diye düşünüyorum. Aşk biraz da cinselliğin estetize edilmiş hali değil midir?

“ Ben daima özgürdüm ve bunun dişilikle nasıl çakıştığını anlayamıyorum “ demiş Silvia Porter! Bunun cevabını olsa olsa kişilikle dişiliği birbirine karıştıranlara sormak lazım!



Sizce, şiirde cinsiyet sorunsalı devam etmekte mi, bu konuyla ilgili görüşünüz nedir?


Ben bu soruya ancak Can Yücel’in sözüyle cevap verirdim de... Her iki cinste kalemiyle yazıyor, başka şeyle değil, dersem yetmez mi?



Şiirde, kadını toplum içinde gerçekliği ve çelişkileriyle de işlerken popülist söylemlerden kaçındığınız gözlenmekte.


Evet, kaçarak kurtulmaya çalıştım... Çünkü ‘şiirin de aşklar gibi bakım istediğini ‘ iyi biliyorum.



Şiiri diğer sanatlarla da besler misiniz?


Şiirin tek bir şeye ihtiyacı var, o da her şeydir!



Türk edebiyat tarihinde etkilendiğiniz özellikle kadın şair ya da yazar var mı?


O kadar çok var ki, sözgelimi: çok sevdiğim şairlerimden birisi de hayatın ta kendisidir! Sorarım hayat dişi midir erkek midir? Peki ya şiir?







Peki sevgili Nur Saka bize söylemek istediğiniz başka bir şey var mı?



“insan diyorum, insan!

utanmaz mı hiç mutluluğundan

dünyada her beş saniyede

bir çocuk ölüverirken açlıktan”






Nisan Serap Muratoğlu


Varlık Dergisi Mart/2008

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2008 - Susarak...

Kategori: Siir

Bigoo.ws images for your blog

 

 

 

Gülün gölgesinden uzak
Kesik bir gülüşle bakıyorum
Sana

Gitmekle gelmeyen
Zamanla birlikte
Yeni günü
Yamalayan gölgemle
Bakıyorum sana

/
Hasta bir ruhu besledim
Dünyanın bütün günahlarını işleyen
Bedenimde
Ve dünyanın bilinen bütün gerçekliğinin
Yalan olduğunu
Bile bile

/
Denizin ortasında bendeniz

Uzak dedim ya,
Sana

Değildi insan etinden kesilmiş sınırlarıyla yüzlerine kan sıçrayan
Başka ülke ya da ülkeler

Unutulan geçmiş
Uzak

Sözümün kalbinden seslenmek istedim hep
Susar gibi uzak

Sana

/
Denizin ortasında bendeniz

El-ayak ve ruhu çekilince nesnelerin
Karanlığın yontusu gibi kalıyor
Dünya

Ve kırık kanat sesiyle geliyor rüzgâr
İçimden geçiyor ben

Beni ben
Uzak

Beni benden yoksul
Ve yoksun bırakan
Sana sesleniyorum

Sesimin kalbinden
Susarak
Uzak

Beni öldü say
Hayat!



Nisan Serap Muratoğlu


 

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/2/2008 - Face tuuuuu Face

Bigoo.ws images for your blog

 

 

Herkes haklıydı

Hak Hariç

 

 

Nisan Serap Muratoğlu

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/1/2008 - Oda

Bigoo.ws images for your blog

 

yaşadığın dünyadır, oda, şehir

 

kimin belirsiz olduğu önemli değil, neyin belirsiz olduğundan çok


 

duvarlarında eskimedi mi yüzüm, sözüm eskirken küflenen köşelerinde

ölüyorum oda

her ölü kendine acırmış meğer, yaşadığından az, geride kalanlardan çok

 

ölüyorum oda

keşkelerle yaşanmaz diyerek aldatmak kendimi buraya kadarmış

şimdi bütün keşkeler yıkıldı üzerime

 

kendimin katiliyim

yüzümün avlusunda su içen serçenin göz yaşıyla boğdum kendimi

 

sokaklara bağır oda!

 

karanlığın gölgesiyle şevişiyorum

 

şehirden git artık oda, dünya yarım kalmış bir oyun

 

yenilelim gel! yenilenmez nasılsa ne hayat ne dünya

 

uçak geçti!

uçmak demiştin ya gün ağzımda büyürken daha, düşmüştük hatırla

düşmüştük, düşlerimizden başaşağıya!

 

senin suçundu oda! belirsizliğindi..

 

ölüyorum oda!

 

kanattım kendimi, kesik başlı gövdem şimdi! ya saçlarım oda?

annemin elinde kaldı begonya kokulu fırça

 

O D A

 

annem! orada

mı, dersin ellinde begonyayla sesime dokun sesimden geç

 

ama geçip gitme ne olur

 

kal!

giden her şey gibi kalma!

 

gövdem ağrıyor, oda...

kapat kapıyı!

yağmur kuşları görmesin

görmesin yağmur

boşverme sakın oda kapat kapıyı

 

nasıl söylersen nasıl!

"her mevsim yağan yağmur aynı nasılsa!"

 

sus!

zaman duymasın, kahrolmasın bulutlar

hiçkimse gibi geçip gitmesin

 

ölüyorum oda!

 

hepsi kalsın

kalsın gözlerimin perdelerini aç, göreyim

 

savaşlardan eğrildim, kaçışlardan

biliyorsun tek sen

 

ölüyorum oda

duymasın Tanrı!

 

ölüyorum...

dudaklarımın uçurumundan düşen sözlerimi yakala, sev, okşa ve bağışla

yalan söyledim, ağrımıyor gövdem

 

üzül bana yine de

 

ölüm evresinde koyaklarımı yıktım

yine de inanma bana

 

Nisan'dan kalma

eski bir baharım nasılsa...

 

Nisan Serap Muratoğlu

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/1/2008 - Oda...

Bigoo.ws images for your blog

 

İnceliyor bu saatlerde geçmiş
İnceliyor kader çizgisi

Yürümek
Feveran etmek kadar zor

Kopacağım bir yerde

Yer/
Rutubetine sarılan terimin
Gün yoksunu sanrılar arasında
Kokuşmuşluğuyla
Bana dönen
Sana gelen
Her şeyin ayaklaraltına alındığı bir çağ

.Sığdırabilir misin
İçini kuşatan eskimişliğine

Kelimeler düşüyor yüzünden, oda!

Kalbini aç
Ruhumu tut!
Kaçacak gibi belleğim, amansız bir sızıyla

Koynunda kırılan aynada
Martı ölüsü gibi kaldı, yüzüm

Bu sessizlik
İntihar olabilir mi?

Ağırlaşan sesim
Gözlerimde pıhtılaşan bu nem
Bu alaycı küfböceklerinin
Tenimde gururla gezinmeleri
Aralıksız şefkât gösteren bu ölümün kehaneti

Olabilir mi?

Bence kapatmalısın, gözlerini
Kefen saflığında çekmelisin perdelerini
İçine girmemeli
Yağmur yorgunu, divane bulutlar
Ki, ben de aldanmamalıyım
Hayata...

İnceliyor bu saatlerde geçmiş
İnceliyor kader çizgisi

Duvarlarında sigaranın katran iziyle, devinimsiz ölümü konuşuyor
Her nefes verişimde ve her sevişme sonrasında şeffaflaşan ağzım

Oysa bu harfler ikimize de yabancı, belki de yalancı!

Kilidinde solan karanfiller gibi
Ölüler sessizce gitmeli

Biliyorum!
.../Saklanmıyorum...

Bu saatlerde
Birikirken kuytularımda düşlerim
Herhangi bir sesi yüzünden öper gibiyim

Bu saatlerde
Düşlerim ne kadak uzağa düşerse
O kadar iyi!

Nisan Serap Muratoğlu

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Hayata, aşka, barışa ve ölüme dair büyüdür ŞİİR...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • Deneme
  • Edebiyat
  • Makale
  • Siir
  • Siyaset
  • Yasam
  • Arkadaşlarım

    zeze
    selmaerdeviren
    DeFcaT
    OrumcekADAM
    derin
    faLse
    AsRoJ
    bilgince
    bebekler
    visne
    SeyirciKalma
    PRESSBEY
    TuLuAt
    necatialbayrak
    temizekran
    OluAsklarDernegi
    diydem
    granada
    ICEEYES
    alsah
    psycocihan
    BRUCY
    gizmon
    aremis
    sare1969
    kirmizikalem
    ismailyigit
    maviadam
    Arifce
    raciegi
    HAYALAYNA
    ALaguL
    nimo
    yeniedebiyat
    ilkerpamukcu
    karacocuk
    batumania
    alisahin37
    kanaraniyor
    hasiCter
    brcdesign
    seer
    yedincisanat
    Guldeste
    frekans
    RuLLy
    nobody
    cevdetbaba91
    kardanhasan
    ceyonimo
    tekeli
    Neo
    AR
    ataberk
    esmerbuluta
    delimavi147
    yasamadair
    ahmetfuat
    varolus09
    cocukca
    extacyESC
    romanyazilari
    cideli
    yunuskose2006
    berrinsulari
    COMPETE
    seyyah3
    yagmurtuana
    bloglist
    geyikfm09
    parantezicihayatlar
    inopnevma
    sudaayakizleri
    battygirl
    zelis
    kekemedervis
    dal
    hatto
    heryerde
    kadir42
    sessizofke01
    captain07
    dobra2005
    bughkurt
    finaldershanesi
    at63
    eraslangs
    muratkulcuoglu
    yunusegi
    kupavalesi
    angel14
    RockMuzik
    gemiciyim
    bereket
    ahmetturanaltunsu
    kampuszevki
    Gentleman
    bedavamelodi
    ortaasya
    secimim
    saraykoy
    kralmatem
    gazikemal
    dikkatli
    kastamonunet
    oykuleroykuculer
    siirlersairler
    siyahertesi
    cumhuriyethalkpartisi
    zeuz
    DJRuLLy
    kurultay
    sontrend
    ahmetdemir
    ahmetmacit
    ermenisoykirimyalani
    eroman
    farukalan
    erden
    cobanimparatorlugu
    erdalgenis
    imgeselim
    huznunyuzueylul
    paratoner
    tam1manyak
    ewindarrr
    blogsiir
    cevreci
    amedi
    ialtinsoy
    mahirvehbim
    erginbay
    doruklardakitutkum
    cic
    YUZUKCU
    denniz
    nevermore
    nurtenaltinok
    ertaa
    fezawww
    ayvalikli
    adigemyimake
    misery
    YildizTozu
    gurunms
    egitimspormizah
    okyanusumm
    ircoperator
    genocide
    serseriemreee
    karayagiz
    resimgalerisi58
    melikeprensessss
    magma
    refs
    aktifus
    denizzeyrek
    sbullock
    guasimode
    ilerleartik
    beca
    siirvesaire
    bcandann
    babyus
    turgaykodalak61
    ibrahimkirtass
    fanatikaslan93
    seyma8790
    akbaslarr
    izmir2023
    erasbina
    yedinbeni61
    YeniGuneTurku
    passions00
    dilsizmutercim
    cocukaski
    alemcisamet
    AlsahIndex
    parantezicihayatlar2
    UmitZeynep
    birdiyar
    dekoratif
    irmawitchh
    Ozdemir
    webtc
    sevdalim1935
    KALENDER2006
    ucer
    incesan
    zalimzalim
    cocukca12
    turhal1
    sudemle3
    NILSU35
    serdarsirin
    AydakiAdaM
    35TUR35
    kesintisizguckaynagi
    GRAFIKDUNYASI
    tezene
    ersendadaslar
    fiberoptikci
    mimoza35
    teknikpcdersleri
    ellaleph
    farenjitnedir
    saclariniz
    philton
    nilalemi
    beyonceresimleri
    webmasterkaynaklari
    XXEROSXX
    CafeTelve