7/4/2009 - Küpe

ve tanrı evin penceresinden süzüldü
saçları eskiyen gövdesine öylece dağılmış,
sol elini acıtırcasına okşadığının farkında olmadan, acılarını ne çok sevdiğini düşünüyordu kadın...
görmedi tanrı'yı...
evde yenilgiyle, yenilenme telaşı vardı.
"her şey düzelecek!" "her şey iyi olacak!"
oysa birbirinden hiç farklı olmayan, birkaç ömrün hatıralarıyla güneşin koynundan,
evin ağır hüznüne düşen gölge biliyordu; yenilgiyle yenilenmenin zor olduğunu...
kadın oturduğu yerde doğruldu
tanrı geri çekildi
yıkıcı bir gürültü, ardından inleme sesleri süzüldü kapıdan
bir ceket düştü zamanın ağırlığıyla askıdan
birşey söylecek gibi oldu kadın
gölge susturdu hatıraları
sustu kadın...
kalktı, cekete uzandı
sol kulağından annesinin küpesi düştü ceketin kalbine, sevdalı yenilgiyle...
sevdi, okşadı, üzerindeki tozları aldı, itinayla askıya astı.
küpeye dokunmadı, üşüdü... geri çekildi...
irkildi tanrı! gölge şaşkındı!
usul usul anlamak geçti içinden kadının
ağlayan yüzünü bırakmıştı aynada sol eliyle siliverdi!
küpe titredi...
birkaç adım attı kapıya doğru, durdu.
evine bakmak istedi.
havlular bir hizada
bardaklar tekmil verir gibiydi çekmecelerse ser verip, sır vermiyordu
gülümsedi...
küpeye seslendi;"öğretilerinin arasında sevgili olmak yoktu! suçsun, suçlusun! sen de kadın..." sustu...
tanrıyla, gölge
gözgöze geldi
içi titreye titreye parçalandı
küpe!
rüzgâr savurdu perdeyi
pencereye doğru yürüdü sağanak sözler yağmaya başladı bir özür borçluydu
cekete döndü
fısıldar gibi "sevgili olmak değil! anne olmak öğretildi! affet..."
"teninden doğmak
etinden bir parça gibi iliklerinden azar azar yaban geceleri ömrünün alnına mıhlamak isterdim! affet..."
gölge
yitirdi hatıraları
tanrı gitti
inancı
öldürdü kadın!
Nisan Serap
|